Kış bahçesi
Ruhum, adresi dünya denen ikamette kiracı denen beden evinde mevsimi izliyor bir çift camın ardından. Bu saatlerde yenen akşam yemeklerinin verdiği ağırlık hissini dağıtması için kaynıyor ocaklarda demlikler. Şifa niyetine ıhlamur kokulu mutfaklar yada deminde demlendiğimiz sohbet aromalı çaylar...
Dışarda ise soğuk havanın istilasına uğrayan kaldırımlardan geçen tek şey zaman. Kış, sadece çamaşır iplerinin demirine konmuş, soğuktan tüyleri kabarmış iki kumrunun arasında hükümsüzleşiyor.
Issızlaşan şehirde yer yer varlığını sürdüren sokak lambalarında nafile bir telaş. Yolunu aydınlatacak buz gibi adımsız taşlardan başka kimse yok. Işıktan en çok nasiblenen, evlerin karanlıkta bırakılmış camlarındaki perdelerde, turuncu sakin bir hüzün ve belki avuçlarında kahvesiyle gürültülü iç sesine teslim olmuş bir insan sureti...
Uzun zamandır denk gelmediğim ve hayranlıkla izlediğim sıcacık bir tablo bölüyor havanın keskin gidişatını. Tıkırdayan ritmik ayak sesleri, ağarmış saçları, eğilen bedenleri, titreyen avuçlarında kestane kesesi ile kol kola iki beden tek gölge...
Bir kadın... Kat kat kumaşlarla örtülsede bedeni, aşikar olmuş ısınan kalbi ile çıkagelirken girintili karanlığın kolları arasından, ıslak cılızlaşan şaçları, ellerinde baş aşağı salınmış şemsiyesi, yüzü göğe dönük, tebessüm yerleşmiş dudaklarının kıvrımına dua ederken, kirpiklerinin arasından sızıyor rahmetin çisiltisi.
Ve işte yine o ses! Baskın varlığı ile sokak ve caddeleri ıssızlığa mahkum eden bu mevsimin, iç ısıtan Vefalı rakibi, bozacı... Gizli bir aşıklar atışması vardır aralarında, kimse bilmez ama onlar kendilerini bilirler. Korkusuzca kışın karşısında açar ekmek teknesini ve sesini duyup sıcak yuvalarından başını uzatan insanlardan alır meydan okuyan cesaretini.
Mevsimin üşüten heybeti, akşama doğru evden çıkarttığım koliyi, sokaktaki çocuklarla poşetlere sarıp küçük bir barınağa çevirdikten sonra, bir anne kedinin yavrularıyla içinde yaşamaya başlamasını izleyince ısınan kalbimde daha da azaldı.
Sonra, kalbi üşürken bir insanın, bedeni ısınır mı? Ya da kalbi ısınmış bir insanı üşütmeye, mevsimin gücü yeter mi? Diye düşündüm... Ilık ılık zihnime akmaya başlayan soruları bir süreliğine halı altına süpürdüm.
Şimdi gözlerim, ruhumun bedendeki kış bahçesi ve ben gecenin bir kenarına ilişmiş, ısınmanın farklı farklı suretlerde karşımızdan gelip geçişini izliyorum.Hepimize sımsıcak bir kalp, huzurlu bir ruh, sağlıklı bir beden ve güzel anlarla dolu bir yaşam diliyorum.
Esen kalın...

Sahi kalbi üşürken bedeni ısınmıyor insanın... Bilirim hem de çok iyi bilirim....
YanıtlaSilEvet öyle. Mevsimi kalbinde gizlidir insanın...
SilUzaklara daldık…
YanıtlaSilNe uzak üşütür insanı ne de yakın. Bilirki bazı uzaklar, herkesten ve herşeyden daha yakın...
SilKış geçerken önümüzden bu kadar keyifli anlatilamazdi bu soğuklar,kar yağarken yudumlanan sıcacık çay Rabbimin bir ikramı, betimlemeleri yüksek, edebiyat yüklü yazıları çok severim, apayrı bir tat bırakıyor insanın hafızasında,kaleminize kuvvet,daha geniş platformlarda görmek temennisi ile
YanıtlaSilYa çok teşekkür ederim. Sizlerle paylaşmak benim içinde apayrı bir mutluluk. Kıymetli vaktinizi ayırıp okuduğunuz için ayrıca çok mutlu oldum teşekkür ederim. İnşallah
SilBu sözler bu cümleler bir kitaba evrilmeli kesinlikle... yazıyı okumaya baslayinca cumleler akiyor bir cirpida... kaleminize yureginize saglik
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim, inşallah
Sil