Anneler Günü... Nergizler anne kokar.



Ne kadar yırtsam da sensiz geçen zamandan ibaret kalmış takvimleri, tek bir yaprak yırtıp atıverdi Şubat'ın ayaklarının dibine beni... Mayıs.

Geleceğini biliyordum, artık yaklaştıkça çiçek kokmuyor adımların. Ne kadar büyüsem de küçük bir kız çocuğuna dönüşemeyecek sesim. Ayağa kalktım, gözlerime bakan Mayıs'ın ardına düştüm. Sevdiğin türkülerden birini mırıldanarak yürüdüm,

Envai tonlara boyanmış meyve ağaçlarının yanından,

Kutulara ekili rengini boşluğa bırakmış çiçeklerle bezeli dar balkon altlarından

Bedenlerinden daha büyük atan kalpleriyle elleri buketli çocuk gölgelerinden... 

Şimdi ben, o çok sevdiğin baharın gelişiyle tarlalarda dolup taşan gelinciklere ne diyeceğim? Ellerine ellerimden daha çok dokunmuş zeytin ağaçlarına, sensizliği nasıl anlatacağım? Peki ya gönlümüze ağır gelenlerden kaçarken dinlendiğimiz, ikindi serinliğinde bizi bekleyen, köy yoluna dizili böğürtlenler sorarsa seni?

Bilirim hüznü hiç istemezsin yüzümde. Sana getiremediğim için kalbimde kalan tüm çiçekleri, annesine sarılan insanların mutluluğundan artakalanlarla suladım, ılık bir huzur sardı heryanımı.

Sen...

Ellerin, dört mevsim buğday hasadı

Gözlerin, kalbinin sönmeyen mahyası

Ayakların, insanlığın yılmaz adımları

Hikayen, derinden akan bir sabır ummanı

Akşam, henüz sabahın sofrasından kalkmadan afiyette beklersin günü.

Koskoca bir halı tezgahı gibi önündeyken hayat, sen attığın her ilmeğin desenindesin.

Değişse meskenin, toprağın ve yerin, yuvan sırtında, ateş ocağında, tadı ellerinde bildiğim o çorbanın bereketindesin.

Çalmadan kış kapını, nizamında beklerken, kömür lekeli ellerin ve apaçık alnınla sen korkusuz bir Ağustos esmerisin.

Yoldaşsız kalmış genç yaşında, hem annelik hem babalık sancağını taşımış dimdik ayakta bir yetim yuvasısın.

Geceyi uykusundan uyandıran bir zelzelede, çığlığını yutkunup, sırtında taşıyarak kurtardığın başka bir hayatla sen, merhametin tanıma sığmaz neferisin.

Yazsam satırlar boyu seni, bitmez tükenmezsin.

Mücadelenin, dirayetin, sabrın annesi

Söylenememiş sözlerin, ağlayamamış gözlerin annesi

Darda zorda kalanın, adınla başlayan her cümlenin annesi

Omuz verilmiş, ayağa kaldırılmış hüzünlerin annesi

Yazılmamış satırlara, hapsolmuş mürekkebin annesi

Ellerinden, ayaklarından akıp giden mecalin annesi

Teslimiyetin, duanın annesi

Ve sen... Dünyaya yayılan kokunla, toprağında dolup taşan nergizlerin annesi.

Anneler günün kutlu olsun.

Yorumlar

  1. Ellerinize yüreğinize sağlık. Nergiz kokan tüm annelerin günü kutlu olsun🙏

    YanıtlaSil
  2. münevver Altınsoy10 Mayıs 2026 00:49

    Kalbimi yaktın :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim içinde çok zor oldu yazmak. Sizleride üzdüysem özür dilerim.

      Sil
  3. Gözlerim yaşlı okudum esmer ve güzel kadının büyüleyici hikayesini, şimdi sen hem anne hem evlat olarak nasıl şiir gibi geçip gittiğini anlattın bizlere annenin sende bıraktığı unutulmaz demleri,Rabbim rahmet etsin anneciğine,cennetin en nadide yerinde ağırlasın onu güzel Rabbim, Anneler gününüz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarım onun için çok çok az bile kalır. Evet hüzünlü bir şiir gibiydi yaşamı. Çok teşekkür ederim. Amin cümlemizi inşallah

      Sil
  4. Çalmadan kış kapını, nizamında beklerken, kömür lekeli ellerin ve apaçık alnınla sen korkusuz bir Ağustos esmerisin.
    😔😔

    YanıtlaSil
  5. Anne yarımız bizi hep yüreklendiren kadın mekânın cennet olsun 🌸

    YanıtlaSil
  6. Kalbimizi yaktın Hilalim😭 eline emeğine sağlık 🌸duygular ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi🤲

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bazı duygular anlatması en zor olanlardır. Yazdıklarım hissettiklerimin çok çok az bir kısmı. Sizleri üzmek istemezdim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Askıda eskiyenler

Anestezik yaşamlar

Bizden geriye, bize kalanlar